Mutfağımız REKABET AVANTAJLARIMIZ-3 SAĞLIKLI, AKDENİZLİ MUTFAĞIMIZ
REKABET AVANTAJLARIMIZ-3 SAĞLIKLI, AKDENİZLİ MUTFAĞIMIZ PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Eylül 2009 11:10

“Toroslar’dan Akdeniz’e Antalya Lezzetleri” kitabının ön sözüne yazdıklarımdan alıntı yapacağım.

“Yemek, bir kültürü açığa vurur. Köklü bir kültürün hazinelerinden biridir mutfak. Yemek, sadece mutfakta pişirilen ve doyuma cevap veren gereksinim olarak algılanamaz, toplumların yaşam biçimlerini, birikimlerini de açığa çıkarır...

 

Türk Mutfağını, dünyanın seçkin mutfakları arasına koyan yemek uzmanları, bu konuda sadece ortada görülen kıymetler üzerinde değerlendirme yapıyorlar. Oysa keşfedilememiş, kayıt altına alınamamış yöresel mutfakların zenginlikleri, Anadolu Medeniyetleri kadar zengin. Zaten bu medeniyetlerdir ki Anadolu’yu 2000 yıldan fazla bir süredir yoğuran”

Bugün ülkemizi ziyaret edenler üzerindeki mutfağımızın etkisi ve rekabet avantajımız olarak 3. sırada sayabiliyoruz. Bu zengin mutfak donanımıza son yıllarda açık büfe kültüründe bazı yozlaşmalar görülse dahi mutfağın ana yapısı sebze ağırlıklı olması ve kullanılan malzeme zenginliği o büfelerin ayıbını kısmen de olsa örtebiliyor. Yazımın bu bölümünde yeri gelmişken bu yozlaşma konusundaki, korkum ve çekincemi belirtmeliyim.Ama ümidim son yıllarda gençleşen ve bilinçlenen otellerimizdeki mutfak kadrolarının bu konuda hassas davranarak “low cost” pahasına da olsa mutfağımızı yozlaştırmayacaklardır.

Türk mutfağı Fransız ve Çin mutfağı ile birlikte dünyada en çok bilinen mutfaktır ama Avrupa bizim mutfak kültürümüzü orada yaşayanlarımızın fabrikasyon düzeyinde kendisini Mc Donalds karşısında “Döner Kebap” imajı ile tanıyor. Bu yanlış tanıtıma ne yazık ki, Avrupa’da çok az sayıda doğru mutfak temsilcilerimiz cevap vermeye çalışıyor. Onlar birer kahraman aslında...

Gelelim bizim bu zenginliğimizin farkına varamamış olmamıza; Türkiye imajını oluşturmaya çalışan Bakanlığın tanıtım kampanyalarında artık en son sıralarda yer alıyor bu zenginliğimiz.

Mutfağımızın temel taşlarından; yoğurdu, anayurttan, Anadolu’ya ve dünyaya taşırken, kutsal kitaplarda adı sıkça anılan  zeytini ve onun yağını mutfağımızın ana kraliçesi yapmışız.

Mutfağımızın karakteristiğini Anadolu’ya yerleşerek Akdenizli karaktere kavuşturduk. İşte bu yapı ile bugün endüstrileşmiş dünyanın korkulu hastalıklarından olan koroner kalp hastalıklarına yakalanmama diyeti olarak bilinen “AKDENİZ DİYETİ”mutfağımıza yeni bir yaklaşım olacaktır.

1904 yılında Colorado’da doğan ve 100 yaşında, geçen yıl bu dünyadan göçen Akdeniz Diyeti’ni dünyaya tanıtan Dr. Ancel Keys, bol sebze,meyve, ekmek ve et ile zeytin yağı tüketmek , bunlara ek olarak balık ve süt ürünleri ile beslenmek kalp hastalıklarına karşı büyük bir koruma sağladığını açıkladı kitaplarında.

İşte Akdenizli beslenme alışkanlığının mutfağımızın temelini oluşturması ve dünyada bu sağlıklı mutfağın tanıtımda geri plana itilmesine karşın müşteri tercihlerine böylesine ön planda yer almasını ancak ülkemizde tatil yapıp mutfağımızı tanıyanlardan yayılan bir ağız propagandasıdır.

İtalyanca yayınlanmış ve İtalya’nın coğrafi bölgelerine göre ayrı, ayrı güzel yemek, bölge ve insan fotoğraflarla süslenmiş o kitabı gördüğümde bölgesel yemek zenginliklerimizin kayıt altına bile alınamamış olmasından duyduğum üzüntü ve eksikliği  sonlandırmak için Antalya yemek kitabının bir örnek olmasını istedim. İşte bir gün, biz de  o prestij kitapta olduğu  gibi bölgelerimizin yemek zenginliklerimizi bir araya getirebiliriz diye ümit ediyorum.

Zenginliklerimizin farkına varamadığımızı, hazinelerimizi keşfetmeye başladığımızda anlıyoruz.

Son Güncelleme: Perşembe, 17 Eylül 2009 00:09